Akciğer Kanseri ve Sebepleri, Belirtileri Nelerdir, Tedavisi ve Korunma Hakkında

Google+ Pinterest LinkedIn Tumblr +

Akciğer Kanseri Nedir?

Dünyada ki kanser verilerine bakıldığında en çok ölüme yol açan kanser çeşitleri arasında ilk sıralarda yer alan bu ölümcül hastalık, ismini akciğer hücrelerinin yapısal özelliklerini bozup değiştirdiği ve bu sebeple ölümlere yol açtığı için almıştır.

Kanser gelişimi, çabuk ve hızlı ilerleyen bir olay değildir, çok aşamalı bir olaydır ve insan için ölümcül hale gelmesi için pek çok aşamadan geçmesi gerekir, işte bu noktada erken tanı yapılması bir çok kanser hastasının hayatının kurtulmasına vesile olmuştur. Örneğin meme, kolon kanserlerinde birçok kalıtımsal mekanizma belirlenmiş olup son yıllarda akciğer kanserinde de genetik yatkınlıklar tanımlanmaya başlamıştır. Sigara içimi önemli bir faktör olmakla birlikte, sigara içenlerin %20’sinde akciğer kanseri görülmesi başka etkenlerin de, özellikle genetik yatkınlığın önemli rol oynadığını düşündürmektedir. Kanser oluşumunda; normal hücre genleri çevresel veya henüz aydınlanmamış bazı etkilerle hücresel onkogenlere (kanser yapıcı genlere) dönüşürler. Kanser hücreleri normal büyüme faktörlerinin etkisinden kurtulup kontrolsuz bir şekilde çoğalırlar.

Akciğer kanseri tüm dünyada en sık görülen ve daha çok erkeklerde görülen kanserdir. Tüm kanserlerin %16’sı, tüm kanser ölümlerinin %28’i ( erkeklerde %35, kadınlarda %19 akciğer kanseri nedeniyledir.

Ülkemizde her yıl 35.000 kişinin tütün ile ilgili hastalıklardan öldüğü düşünülürse yaklaşık 15-20.000 kişi akciğer kanserinden ölmektedir. Ülkemizde akciğer kanseri erkeklerde en sık görülen kanserken kadınlarda meme ve genital bölge kanserlerinden sonra 3.sıradadır.

Akciğer kanserli hastalar; genellikle 60-70 yaşlarında sigara içen bir bireydir. %5 akciğer kanseri 40 yaş altında gelişir. Sigara içiminin artmasına bağlı olarak kadınlarda da yüzde giderek artmaktadır.

Akciğer kanserinin ekonomik yükü korkunç boyutlardadır. Hastalığa ait medikal harcamalar ve işgücü kaybı bu giderleri oluşturmaktadır. Geçen yıllarla birlikte tanı ve tedavi yöntemlerinin gelişmesiyle 5 yıllık yaşam şansı bir miktar artış göstermiştir.

Akciğer kanseri oluşumunda etkisi olan fiziksel ajanlar:

Sigaranın Akciğer Kanserindeki Rolü;

  • Yanma sonucu ortaya çıkan maddeler, fırınlardan, ısıtıcılardan ve sigaradan yayılan karbonmonoksit (CO), aerosoller, uçucu organikler, sülfür ve nitrojen oksitler.
  • inşaat materyali, mobilyalar ve kimyasal ürünler (formaldehit, asbest, böcek ilaçları)
  • Binaların alnındaki topraktan çıkan gazlar (radon)
  • Biyolojik süreç (akarlar, küfler)
1.Tütün tiryakiliği :
Sigara kullanımı akciğer kanserinin %80-90ından sorumludur. Sigara dumanında bulunan polisiklik hidrokarbonlar, nitrozaminler, polonium 210, nikel, arsenik, kadmiyum, vinil klorid ve akrilonitrit gibi bir çok maddelerin kanser yapıcı etkileri ortaya çıkarılmıştır. Tütüne başlama yaşı, sigara içilen senelerin uzunluğu, günlük içilen miktar, tütünün cinsi ve kalitesi akciğer kanserinin gelişiminde etkili faktörlerdir. Ayrıca tütünün sarıldığı kağıdın cinsi ve kalitesi, sigaranın filtreli olup olmaması, dumanı akciğerlere derine çekme, sigarayı sonuna kadar içme ve sigarayı sürekli ağızda tutma da hastalığa yakalanma riskini artırır.

2. Hava kirliliği :
Akciğer kanserlerinde görülen hızlı artış büyük sanayi devrimleriyle birlikte ortaya çıkmıştır. Havayı kirlettikleri saptanan kanser yapıcı maddeler arasında 3-4 benzpiren, 1-12 benzperilen, arsenik oksit, kömür kadranı, kömür tozları, petrol ve petrol türevi dumanlar ve radyoaktif maddeler yer alır. Havayı kirleten bu maddeler içine ozon, asbest tozunikelkrom ve arsenik bileşikleri ile yanmamış alifatik hidrokarbonlar da sokulabilir.

3. Radyoaktivite :
Akciğer kanserli hastaların küçük bir oranında radyasyon suçlanmaktadır. Radyoaktivitenin yüksek olduğu ortamlarda yaşayanların akciğer kanserine yakalanma oranları, diğer ortamlarda yaşayanlara oranla 2-3 kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Radyasyonun etkileri direkt dışarıdan maruz kalmak ya da solunum yoluyla alınması neticesi meydana gelir.

4. Viral enfeksiyonlar :
Çeşitli virusların akciğer kanseri gelişiminde rol aldıkları ileri sürülmüştür. Papilloma virus ve Ebstein Barr virus‘un yaptığı enfeksiyonlar bunlardan ikisidir.

5. Pulmoner fibrozis :
Geçirilmiş solunum yolları ve akciğer doku hastalıklarının neticesinde meydana gelen bağ dokusu artışı pulmoner fibrozis olarak adlandırılır. Bu hasarlı doku üzerinde akciğer kanserleri daha sık olarak görülmektedir. Tüberkülozkronik bronşit,bronşektaziamfizemenfarktkronik abse ve organize pnömoni gibi akciğer hastalıkları pulmoner fibrozise neden olabilir.

6. Mesleki koşullar :
Radyoaktif maddelerle ilgili işlerde çalışanlarda, kromat işçilerinde, nikel endüstrisinde çalışanlarda, asbest ile ilgili alanlarda çalışanlarda, demir cevheri ocaklarında çalışanlarda akciğer kanseri görülme sıklığı daha fazladır. Tarım ilaçlarında bulunan arsenik bileşiklerinin solunum yoluyla alınması akciğer kanseri gelişiminde bir etken olduğu ortaya konmuştur.

7. Diyetsel faktörler :
Vitamin A, C ve E, karoten ve selenyumun antioksidan özellikleri nedeniyle kanseri önleyici maddeler olduklarına dair kuvvetli deliller vardır. Gıdalar ile bu maddelerin alınması akciğer kanseri gelişimine karşı nispeten koruyucu olacağı düşünülmektedir.

8. Genetik faktörler :
Yapılan çalışmalar ile akciğer kanseri gelişiminde ailesel yatkınlık gösterilmiştir. Ailede akciğer kanseri olgusu bulunan kişilerde akciğer kanseri gelişimi riskinin 2,4 kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir.

Diyetin Etkisi:

A vitaminin akciğer kanseri gelişimini önleyici etkisi olduğu düşünülmektedir. Bu vitamini bol miktarda alanlarda akciğer kanseri gelişme riskinin %50 azaldığı bildirilmektedir. Sigara içen insanlarda A vitamini düzeyi azalmaktadır, onun için sigara içenlerin daha fazla Avitamini almaları gerekmektedir.

C vitamininin de olumlu etkisi olduğu düşünülmektedir. E vitaminiyle ilgili yeterli çalışma yoktur.

Diğer akciğer hastalıklarıyla akciğer kanseri ilişkisi:

Diffüz pulmoner fibrozis ve KOAH’ta akciğer kanseri riski artar.

Akciğer kanserinin belirtileri:

Bulgular tümörün yerleşim yerine göre değişir. En sık;

  • Öksürük
  • Göğüs ağrısı, nefes darlığı
  • kan tükürme (hemoptizi)
  • Hırıltılı solunum
  • Sık tekrarlayan pnömoni
  • Yutma güçlüğü
  • Ses kısıklığı
  • Vena kava süperior sendromu (yüzde dolgunluk, kızarma, baş ağrısı, nefes darlığı, öksürük)
  • Şilotoraks (Göğüs kafesi içinde lenf sıvısı birikimi)
  • Ateş
  • Çarpıntı ve senkop (bayılma)
  • Kilo kaybı, halsizlik, iştahsızlık
  • Tümörün yayılımına ve oluşturduğu diğer sistem tutulumlarına göre de çeşitli bulgular oluşabilir:
  • Omuz ve kol ağrısı
  • Göz kapağında düşme, gözün içine çökmesi vb.

Nasıl tanı konur? Akciğer Kanseri Teşhisi Nasıl Yapılır?

Tanıda hastanın bulguları, hikayesi, fizik muayenesi ve balgam incelenmesi önemlidir.

Akciğer röntgenogramı %70-80 doğru sonuç verir ve 5-6 mm. üzerindeki lezyonları tanımlayabilir. Bilgisayarlı tomografi de önemli ve duyarlı bir yöntemdir. Bazı sorunlu olgularda MR kullanılabilir. Ayrıca plevra mayi incelemesi, plevra biopsisi, bronkoskobi, transtorasik iğne aspirasyonu da tanı için kullanılır.

Akciğer Kanseri Tedavisi:

Akciğer kanseri uygun dönemde yakalandığında tedavi edilebilir bir hastalıktır. Tümör tespit edildikten sonra evrelenir ve evresine göre tedavi yaklaşımı uygulanır. Kesin tedavi cerrahi olarak tümörün çıkarılmasıdır. Tümörün yayılımı, büyüklüğü ve lenf nodu yayılımına göre evrelenen tümör operasyona engel başka bir hastalık da yoksa cerrahi olarak çıkarılır.

Tümörün hücre tipine ve evresine göre sağkalım oranları değişmektedir. Her kanserde olduğu gibi erken teşhis çok önemlidir. 5 yıllık sağkalım oranları %15-%40 arasında değişmektedir. Ancak, cerrahi tedavinin uygulandığı erken evre (kanserin erken dönemde teşhis edildiği) hastalarda 5 yıllık yaşam şansı %70’lere çıkabilmektedir.

Share.

Leave A Reply

*